11 Nisan 2014 Cuma


Sermaye Budur...
 
Kamu İktisadi Teşebbüsleri olarak adlandırılan sermayesi devlete ait üretim kurumlarının özelleştirilmesi, özellikle seksenli yıllardan başlayıp, giderek hız kazanan bir ekonomi politikasıdır...
*
Siyaset kurumu, önce yandaş kayırma anlayışıyla bu kuruluşları istihdam sorununu çözme aracı olarak görüp, gereğinin birkaç katı fazla istihdam yapmış,  daha sonra kendisinin neden olduğu aşırı istidama bağlı olarak, üretim maliyetinin yükselmesini ve bunun sonucunda da kamu zararı oluşmasını, özelleştirme politikasının gerekçesi olarak göstermişse de esas neden, üyesi olmaya çalışılan Avrupa Birliği başta olmak üzere, Dünya Bankası ve IMF gibi kreditör kuruluşların dayatmaları olmuştur...
*
Doksanlı yıllar ve özellikle AKP iktidarı döneminde ülkenin önemli KİT’leri özelleştirme adı altında ağırlıklı olarak yabancı sermayeye peşkeş çekilmiştir...
Telekom, Tekel, PETKİM özelleştirmeleri bunun en somut ve hafızalara kazınan örnekleridir...
*
AKP, son on bir yıldır iktidarda olduğundan özelleştirme politikalarının tek sorumlusu gibi görünse de bu zahiridir...
Gerek AKP öncesi iktidarların ve gerekse muhalefet partilerinin hiç birisi, dayatılan özelleştirme politikalarına karşı olmamışlardır...
Belki de parlamentoda temsil edilen tüm partilerin mutabakat içinde oldukları tek ekonomi politikası da budur...
Bazıları farklıymış gibi görünmeye çalışsa da aslında birbirlerinden hiç farkları yoktur...
*
AKP iktidarının kendisinden öncekilerden tek farkı, özelleştirme uygulamalarına hız verip, sonuçlandırması olmuştur...
Elektrik ve doğalgaz dağıtım şirketleri AKP öncesinde özelleştirmeye hazır hale getirilmiş, son darbeyi AKP vurmuştur...
*
Şu an itibariyle özelleştirilmemiş tek bir elektrik dağıtım şirketi kalmamış, doğalgaz dağıtımları da aynı hızla özel şirketlere devredilme sürecindedir...
Üretim ve iletimde kamu tekeli devam ederken dağıtımının özelleştirilmesi, ceremenin devletin sırtında kalması, semereninse özel sektöre bırakılmasından başka bir anlam ifade etmemektedir...
*
Özel sektöre geçen dağıtım şirketleri, tekel konumundaki kamu kuruluşundan aynı fiyata aldıkları elektriğe veya doğalgaza, belli oranda kar marjı koyarak, satış yapmakta, karını artırmak için çeşitli yollara başvurmaktadır...
Zira özel sermayenin temel hedefi, kamusal hizmet değil, kardır...
*
Daha yüksek kar elde etmenin yollarından birisi işten çıkartmalarla personel giderlerinin azaltılması, bir diğeri de elektrik ve doğalgaz abonelerine yeni ürünler satmak şeklinde öne çıkmaktadır...
Özelleştirilen dağıtım şirketlerinde bir yandan işten çıkartmalar olurken, öte yandan abonelerin sayaçlarının değiştirilmesi adı altında yeni kar kapıları açılmakta, tüketicinin omuzlarına yeni külfetler yüklenmektedir...
Amaç, devlete taksitlerle ödenen özelleştirme bedelinin bir an önce amorti edilip, kara kar katılmasıdır...
*
Defalarca özelleştirilip iptal edilmesinin ardından bir gıda şirketine devredilen BAŞKENTGAZ şirketinin, Ankara’da abonelerinin sayaçlarını kartlıdan, okumalıya dönüştüreceğine ilişkin haberlerin de bu çerçevede değerlendirilmesi gerekir...
Mesele, bir an önce özelleştirme bedelinin halkın sırtına yüklenip daha fazla kara geçilmesidir...
Sermayenin mantığı budur...
Bu mantık kapitalizmin özüdür...
*
Sermaye, sermayeliğini yapmaktadır...
Üzücü olan, lafa gelince hepimizin olan devletin, uygulamada sermayenin yanında yer alıp, halkın cebine göz koyanlara fırsatlar yaratmasıdır...
 
Mustafa Tuğrul Turhan
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder