30 Kasım 2014 Pazar

Etik Anlayışı...

Amiral’in gemisi iki gündür, haklarında meclis soruşturması yapılmakta olan AKP’li eski bakanlardan Erdoğan Bayraktar ve Egemen Bağış’ın mal varlıklarını ve bakanların bu varlıklarına ilişkin açıklamalarını manşetten veriyor...
*
Bu iki eski bakanla ilgili yayın yaptığına göre, kuvvetle muhtemel ki, diğer iki eski bakan Muammer Güler ve Zafer Çağlayan ile ilgili de manşetler atacaktır...
*
Amiralin gemisi bu yayınları yapmadan bir gün önce soruşturma komisyonuna ilişkin haberlerin yayınlanmasının mahkeme kararıyla “yasaklanması” ile ilgili tüzel kişilik olarak bir eleştiri yazısı yayınlayınca hayır inşallah, hangi dağda kurt öldü acaba da Amiralin gemisi ucu hükümete de dokunacak şekilde “yasakları” eleştiriyor demiştim ertesi gün bu yayınlar geldi...
“Kahramanlığının” boşuna olmadığı anlaşıldı...
Bakalım sonu nereye varacak...
Gerçekten kamuoyu mu aydınlatılacak; yoksa bakanların aklanmalarına kamuoyu desteği sağlanmaya mı çalışılacak...
Bekleyip göreceğiz...
*
Hürriyet Erdoğan Bayraktar’a, “Bir bakanın şirket hissedarı olması etik açıdan doğru mu?” Diye soruyor...
Eski bakan, “ Bu yasal olarak da etik olarak da sorunsuz, mecliste çok büyük hisseleri olan çok büyük şirket sahibi milletvekilleri var.” Yanıtını veriyor...
*
Soru eksik, yanıt fazla...
Neden mi?..
Birincisi, buradaki mesele, bir “bakanın şirket hissedarı” olması gibi genel değil, özel olarak inşaat işleriyle uğraşan bir aile şirketinin kurucusu ve “fiilen asıl sahibi” olan birisinin, iştigal alanı şehircilik, imar ve inşaat işleri olan bir bakanlıkta bakan olmasıdır...
İkincisi, yasal olan her şey aynı zamanda etik değildir ki, burada Bayraktar’ın bakanlığı etik olmadığı gibi, yasal olduğu bile tartışmalıdır...
Çünkü son tahlilde bakanlık görevi bir kamu görevidir; kamu görevi, özellikle de bakanlık gibi önemli bir kamu görevi deruhte eden birisin ticaretle uğraşması etiğe ve hukuka aykırıdır...
Hukuka ve etiğe uygun olmayan bir yasa da yasa değildir...
Nasıl ki, kamu görevlisi en alt derecedeki bir memur ticaretle uğraşamıyorsa, kamu görevi niteliğinde olan bakanlık görevini yürütenlerse haydi haydi uğraşamamalıdır...
*
Ha, bu ülkede artık hukuk da hukuka uygun yasa da kalmadığı için yasal bir engel yoksa o başka...
Lakin eski bakanın, başında bulunduğu kamu kurumu ve bakanlıkların uğraş alanı dışında bir şirketin küçük ve basit bir hissedarı değil, kurucusu olduğu, ailesine ait olan ve başında bulunduğu kurum ve bakanlıkların uğraş alanına giren inşaat işleri yapan bir şirketin “hissedarı” olması açıkça etiğe ve hukuka aykırıdır...
Zira etik, bir toplumun gelenek ve göreneklerine bağlı ahlak anlayışıdır; vicdanıdır...
Hukuksa, asgari mantıktır...
*
Çok değil, şöyle biraz gerilere, toplumsal değerlerin bu denli yozlaşmadığı yıllara gidin, bu tür görevlendirmeler göremezsiniz...
Mukayese bile kabul etmez, ama bakın Mustafa Kemal’in, İnönü’nün, hükümetlerinde ticaretle uğraşan ve uğraştığı ticaretin bakanlığına getirilen bir kişi bulamazsınız...
*
Hadi etiği de bir tarafa bırakın; bir insanın ticaretini yaptığı bir işin kamudaki en üst göreve getirilmesinin ve orada otururken ticarete devam etmesinin mantıklı bir izahını hiç yapamazsınız...
*
Atalarımız, “kuzunun kurda teslim edilmeyeceği” özdeyişini durup dururken söylememişler...
Demek ki, başlarından bu gibi çok işler geçmiş...
Nihayetinde tecrübe denilen şey, yenilen kazıkların bileşkesi değil midir?
*
Evet, fazla söze gerek, eski bakan Bayraktar’ın, bürokraside yöneticiyken çoğunluk hisselerini aile fertlerinin üstüne devrettiği halde TOKİ’nin başına geçer geçmez yeniden hisse almakta neden beis görmediğini, şirketinin aktif büyüklüğünün 17,5 milyon liradan nasıl olup da 58, 2 milyon liraya geldiğini, gayrimenkul alımlarında Bayraktar’ın ve şirketin diğer hissedarı oğullarının özel hesaplarından şirkete borç verdiğini, Kadıköy’de 42 milyon liraya gayrimenkul edinirken kimden tak diye 10 milyon lira borç alındığını, ipotekli ve vergi borçlu olan bu gayrimenkul alınırken Ziraat Bankasından kullanılan 10 milyon lira gibi yüklü kredi için bankanın nasıl bir teminat istediğini gibi konuları da bu yazı çerçevesinde irdelemeye imkan yoktur...
*
O halde kısaca söylenmesi gereken, eski bakan Bayraktar’ın, bakanlığını yaptığı AKP iktidarının ve yozlaştırdıkları toplum kesimlerinin etik anlayışının, yetim hakkının ne olduğunu bilen dürüst yurtseverlerin etik anlayışından çok farklı olduğudur...

Mustafa Tuğrul Turhan






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder