8 Kasım 2014 Cumartesi

Santralin Önü Zeytin Ağacı...

Altı bin zeytin ağacı kesiliyor...
Termik santralin kurulacağı yer inşaata hazır duruma getiriliyor....
Danıştay’ın yürütmeyi durdurma kararı iş işten geçtikten sonra uygulamaya konuluyor...
Böylece, geciken adaletin adaletsizlik olduğu bir kez daha kanıtlanıyor...
Yani neresinden bakarsan bak, tam bir “Geçti Bor’un pazarı sür eşeği Niğde’ye” durumu yaşanıyor...
*
Oysa bunun böyle olacağı yürütmenin durdurulması talebini içeren dilekçe Danıştay’a verilip dava Eylül ayında görülmeye başlandığında belli...
Davaya bakan Danıştay 6. Dairesi, pek ala hiç vakit geçirmeden yürütmeyi durdurup, dosya üzerindeki incelemesini bundan sonra yapabilir...
Ama nedense bunu yapmıyor...
*
Kamuoyu zeytin ağaçların kesilmesinin baş sorumlusu olarak, Soma’da termik santral kuracak olan Kolin İnşaat şirketini görüyor...
Oysa ağaçların kesilmesinin yolunu, Bakanlar Kurulunun 2014/6272 sayılı kararı ile o zeytinlikleri termik santral yapımı amacıyla kamulaştırarak, Kolin şirketine tahsis eden AKP hükümeti açıyor...
*
Kolin şirketi, zeytin ağaçlarını yerli linyit kömürüyle çalışacak 510 MW gücünde bir santral kurmak için kesiyor...
Peki değer mi?
Kurulacak santralin yanı başında halen faaliyete devam eden SEAŞ şirketine ait 1030 MW kurulu güce sahip termik santral, yük tevzi talimatları çerçevesinde neredeyse %40 kapasiteyle çalışırken, yeni bir santral kurulmaya çalışılıyor...
Yerli linyit rezervlerinin yüksek oranda kükürt içermesi nedeniyle çevreye yapacağı olumsuz etkiler de dikkate alındığında, Soma da bir santral daha kurulmasının, binlerce zeytin ağacının feda edilmesine değmeyeceği anlaşılıyor...
*
2013 yılı verilerine göre; toplam elektrik üretiminin % 43.8’inin doğalgaz ve % 24.8’inin hidrolik kaynaklar kullanılarak gerçekleştirildiği ve yerli linyit kömürüyle yapılan elektrik üretimi miktarının, toplam üretiminin sadece % 12,6 sına tekabül ettiği dikkate alındığında, altı bin zeytin ağacı kesilerek, Somada bir santral daha kurulmasının pek de fizibıl olmadığı görünüyor...
*
Elektrik üretiminin, başta hidrolik olmak üzere, güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir kaynaklar kullanılarak yapılmasına öncelik verilmesi gerekirken, büyük ölçüde çevre sorunları yaratacak kalitesiz yerli linyite dayalı üretim planlarının, yerli kaynak kullanımı nedeniyle “millici” bir politika olarak gösterilmesi, üretimin %43 oranıyla neredeyse yarısına yakınının ithal doğalgaz ve % 12.3 oranıyla da ithal kömür ile yapılıyor olması karşısında, bir aldatmaca olmanın ötesine geçemiyor...
*
Hal böyle olunca da termik santral kurmak için altı bin zeytin ağacını kesmek, bir doğa katliamı oluyor...
Halk tabiriyle söylemek gerekirse; “atılan taş ürkütülen kurbağaya değmiyor.”
*
Unutmadan, zeytin ağaçlarının katledilmesi sorumluluğunun, sadece Kolin şirketinde değil, aynı zamanda ona bu yolu açan AKP hükümeti ile geciken adalette olduğunu da bir kenara yazmak gerekiyor...

Mustafa Tuğrul Turhan











Hiç yorum yok:

Yorum Gönder