25 Aralık 2014 Perşembe

Felsefe, Dil ve AKP İktidarı...

Konya’da Sn. Cumhurbaşkanına hakaret ettiği gerekçesiyle 16 yaşında bir çocuk tutuklandıktan sonra artık Sn. Cumhurbaşkanı’nı eleştirmenin, kelleyi koltuğa almak olduğu çok net ortaya çıkmıştır...
Lakin esas olan, tam da bu gibi “korku salma” girişimlerinin arttığı zamanlarda dik durmak, doğruyu söylemeye devam etmektir...
Pir Sultan’ın söylemiyle “dönen dönsün ben dönmezem yolumdan” diyebilmektir...
*
Ki, zaten Sn. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dün TÜBİTAK Bilim Ödülleri töreninde, “Türkçe ile felsefe yapamazsınız. Ya Osmanlıca ya İngilizce ya da başka bir dil kullanmanız lazım. Bu sorunlar devlet eliyle değil, bilim adamları eliyle çözülmeli.” Demesi karşısında sonucu ne olursa olsun, eleştiri yapmamak da elde değildir...
*
Öncelikle belirtelim, Erdoğan’ın “Türkçe ile felsefe yapamazsınız” demesi, çok değil, iki yıl önce Anayasanın Dili Sempozyumu'ndaki konuşmasında, Felsefe ve Türkçe ile ilgili olarak, “Zaman zaman söyleniyor; Türkçe ile felsefe yapılmaz. Bunların tamamı ırkçılık kokan açıklamalardır aslında, ırkçılık ihtiva eden bir düşünüştür.” Şeklindeki ifadesiyle açıkça çelişmektedir ki, bu yadırganacak bir durum olmayıp, tam bir Erdoğan klasiğidir...
*
Türkçe ile felsefe yapılamaz denilmesini ırkçılık olarak gören Erdoğan’ı, iki yıl sonra kendi deyimiyle “ırkçılık ihtiva eden” bir düşünceyi benimser hale getiren güç, kuvvetle muhtemeldir ki, yine kendisinin ortaya attığı “Osmanlıca” öğretime karşı gösterilen tepkilerdir...
*
Hadi bunu geçelim, birisinin, “Türkçe ile felsefe yapamazsınız” demesi her şeyden önce onun, felsefe “yapılmamasını” dert edinmesi, felsefe “yapılmasını” önemsemesi ve buna değer vermesi demektir ki, Erdoğan’ın, böyle birisi olduğunu söylemek neredeyse imkansızdır...
*
Çünkü felsefe, düşünce bilimidir;  eleştirel düşünmeyi, sorgulamayı, araştırmayı temel alır; felsefe dersleri de körü körüne inanan değil, sorgulayan, eleştiren, insanlar yetiştirmeyi hedefler...
Bütün bunlarınsa, AKP’yi ve ülkeyi “ben ne dersem o” anlayışıyla “tek adam” olarak yöneten Erdoğan’ın fıtratına ve başında bulunduğu iktidarın eğitime bakışıyla taban tabana ters olduğu çok açıktır...
*
Cumhuriyeti’nin ilanından sonra on saate kadar çıkarılan felsefe dersleri, 1990’lı yıllardan sonra giderek azaltılmış, AKP iktidarınca getirilen 4+4+4 sistemiyle de, felsefe grubunda olan sosyoloji, psikoloji ve mantık dersleri zorunlu olmaktan çıkarılmış seçmeli ders kategorisine bile alınmamıştır...
Hal böyleyken,“Türkçe ile felsefe yapamazsınız” demenin geçerli hiçbir anlamı yoktur...
*
Hele felsefe yapmak için “Osmanlıca’nın” ideal bir dil olduğunu söylemek suretiyle, Osmanlı’yı felsefeye önem verir ve yaparmış gibi göstermekse, tarihi görmezden gelmektir...
Zira güvenilir araştırmalar göstermektedir ki, Osmanlı’nın felsefe ile başı hiç de hoş değildir...
*
Mesela, Fırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisinin 14-1 sayı 113. Sayfasında yer alan Osmanlı’da Felsefe başlıklı yazıda, “16. yüzyıldan itibaren bazı şeyhülislamların İslam tasavvurlarına aykırı olduğu gerekçesiyle, ders programlarından çıkarılmıştır. Felsefe ve diğer farklı görüşlere muhalif olunmuştur. Bilim hayatı gerilemiş ve düşünce hayatı durgunlaşmıştır. Felsefenin bir milletin veya çağın bilim ve kültür hayatını belirleyen temel unsur olduğu düşünülürse, başlatılan uygulamanın ilim hayatı için ne denli yıkıcı olduğu görülür.” Denilmekte,
Yine, Ülkü Öktem’in Osmanlı’da Felsefe yazısında, “Ülkemizde okullardaki felsefe derslerinin gittikçe azaldığını görmekteyiz. Bunun bir benzeri de Osmanlı’da yaşanmıştı. Yenilikçi padişah Fatih’in kurduğu medreselerdeki felsefe dersleri kaldırılmıştı. Daha sonra felsefeye benzer ne varsa çıkarılmıştı. Hoşgörü ve farklılıklara saygı bile tamamen yok edilmişti.” İfadelerine yer verilmektedir...
*
Kısacası, Tanzimat’a kadar yalnız İslam tarihi okutulan, din öğretimi her zaman önde olan ve padişaha adeta “kulluk” eden bir insan modeli yetiştirilmesi temel amaç edinilen Osmanlı’nın felsefe gibi bir derdi olmamıştır...
*
Osmanlı gibi bugün de “dindar nesiller” yetiştirmeyi hedefleyenlerin, özgür, düşünen, sorgulayan ve konuşan insanlara tahammül edemediği, dolayısıyla felsefe yapmak gibi bir meselelerinin olmadığı da ortadadır...
*
Onların, “Türkçe'yle felsefe yapılmaz, ya Osmanlıca ya da başka bir dil kullanmanız lazım” demesi, felsefe yapılmasına değil, olsa olsa Cumhuriyet öncesine duydukları özlemin ifadesidir...

Mustafa Tuğrul Turhan










Hiç yorum yok:

Yorum Gönder