11 Mart 2015 Çarşamba

Kozmik Oda...

Hatırlarsınız, altı yıl önce Bülent Arınç’a suikast iddiası ortaya atılmış ve bu iddiayı araştırma gerekçesiyle, Genel Kurmay’ın “Kozmik Odası” yirmibeş gün süreyle “aramaya” tabi tutulmuştu...
*
Bu iddiaya ilişkin soruşturma nihayet sonuçlandı ve beklendiği gibi, iddianın sahte belgelere dayanılarak ortaya atıldığı ve dolayısıyla asılsız olduğu ortaya çıktı...
*
Soruşturmanın başlamasında önemli delil sayılan, Arınç’ın Çukurambar semtindeki evine ait olduğu ileri sürülen “krokinin”, Astsubay M.U’nun arızalanan bilgisayarını tamir için görevlendirdiği bir askere bilgisayar tamircisinin adresini kolay bulması için çizdiği kroki olduğu anlaşıldı...
*
Arınç’ın evinin civarında dolaştığı için şüpheli bulunan Albay Erkan Yılmaz B’nin ajandasındaki, Abdullah Gül başlıklı notun, 16 yaşındaki oğlunun kendi el yazısıyla hazırladığı kitap özeti olduğu belirlendi...
*
Albay Erkan’ın, Arınç’ın evinin çevresinde bulunmasının nedeninin de, o mahaldeki mağazalardan alışveriş yapmak olduğu, mağazalardan getirtilen kayıtlarla kanıtlandı...
*
Bu kadar basit mi diye şaşırmayın sakın;  evet bu kadar basit ve uyduruk iddialarla Genel Kurmay’ın Kozmik Odasını aranıyor...
*
Bu aramaya izin veren dönemin Genel Kurmay Başkanı İlker Başbuğ, bu izni verdiği için kendisine yöneltilen eleştirilere, "Kozmik odanın aranmasına Başbakan Erdoğan’ın onayı üzerine izin verdim. İyi ki vermişim. Bakın arama yapıldı ve suikast iddiasına dair hiçbir şey bulunamadı. Şayet vermeseydim: 'delilleri yok ettiğimiz' öne sürülecek, başımız daha büyük derde girecek ve beni hiçbir şey, hiçbir kimse kurtaramayacaktı." Diyerek yanıt veriyor...
*
İlker Başbuğ’a, TSK’nın en üst komutanı olarak, ordu içinde olup biten her şeyden haberdar olma konumunda olduğunuz için bu suikast iddiasının doğru olmadığını daha ortaya atıldığında bilmeniz gerekmez mi, hadi  bir an için bilginiz dışında gelişmiş olabileceğini düşündünüz diyelim, bu durumda da, o odada arama yapılmasına izin vermeden önce emniyet yetkililerine, suikast iddiası hangi delillere dayanıyor diye, o ajandanın sahibi Albay’a, Krokiyi çizen Astsubay’a ne iş bu iddialar diye sorsaydınız, Ajandadaki notun o Albay’ın çocuğunun kitap özeti, Krokinin de o Astsubayın çizdiği bilgisayar tamircisinin adresi olduğu daha o gün anlaşılıp, iddianın düzmece olduğu ortaya çıkmaz mıydı diye sormak gerek...
*
Bugün daha iyi anlaşılıyor ki, “İyi ki izin vermişim, bakın arama yapıldı ve suikast iddiasına dair hiçbir şey bulunamadı, izin vermeseydim delilleri yok etiğimiz ileri sürülecek başımız daha büyük belaya girecekti” demenin kabul edilebilir hiçbir yanı bulunmuyor...
*
Daha büyük bela ne gelecekti; TSK’nın üst düzey birçok subayı Ergenekon ve Balyoz kumpasıyla zaten tutuklanmamış mıydı? İzin verilmesi daha sonra kurulan kumpasları ve tutuklamaları engelledi mi?
*
Bir iddiayı ispat külfeti, o iddiayı ortaya atana ait olduğuna göre, iddiayı ortaya atanlar bu düzmece delillerle ne yapabilecekti?..
*
Yılmaz Özdil, "Arınç’a suikast palavra çıktı" başlıklı bugünkü yazısında, bu konuyu ele almış ve Kozmik Odanın TSK için ne denli önemli olduğunu anlattıktan sonra “Kozmik oda…Nefsi müdafaadır. “Kuvayi milliye”dir. Ve, asla unutulmamalıdır...Bülent Arınç, kozmik odanın kapısını kırıp, bu milletin kuvayi milliyesi’ne girmek için kullanılan levyedir!” Demiş...
*
Peki, küçük bir araştırma yapıp kendi personeline sorma basiretini bile göstermeden, “başımıza daha büyük bela gelir” korkusuyla Kozmik Odanın kapılarını o” levyeyle” açılmasına izin verenler neyin nesi?...
*
Nasrettin Hoca misali, “hırsızın hiç mi suçu yok?”...

Mustafa Tuğrul Turhan



 



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder