7 Nisan 2017 Cuma


Suriye, Sarin Gazı ve Yine Macera...

İblid’de kimyasal silah (Sarin gazı) kullanılmasının ardından ABD Başkanı Trump’tan Suriye’ye “askeri hamleyi düşündüğünü” açıkladı, Rusya Devlet Başkanı Putin, “titiz ve tarafsız bir soruşturma olana kadar herhangi birine karşı temelsiz suçlamalar yapmak kabul edilemez” dedi, ve Rusya Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyini acilen toplantıya çağırarak,  ABD ile yapmış olduğu Suriye'de istenmeyen olayların önlenmesi ve hava operasyonları sırasında güvenliğin sağlanması anlaşmasını askıya aldığını duyurdu...
*
Kısacası Suriye’de işler yine karıştı...
*
İşin garibi, bu gelişmelerle birlikte, bizim başından beri yanlış olan Suriye politikası da, tam da ABD’nin başkanlık seçimleri ve Esad’ın kısmen güçlenmesi nedeniyle inisiyatif almaktan uzaklaştığı bir dönemde kısmen düzelmeye başlayıp 2016’nın Aralık ayında Rusya ve İran ile “Suriye'de ateşkesin genişletilmesi ve Şam yönetimi ile muhalifler arasında barış görüşmelerinin yeniden başlaması konusunda” anlaşma sağlanmasıyla düzelme noktasına gelmişken, yeniden maceracı çizgiye döndü...
*
Trump’un, Esad’a karşı bir askeri müdahalede bulunabileceklerini açıklamasının hemen arkasından Sn. Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan, daha dört ay önce Rusya ve İran ile yapılan anlaşma sanki yokmuşçasına, “Teşekkür ederim ama lafta kalmasın. Eğer bu hakikaten icraat ortaya konulursa, biz de Türkiye olarak, bize ne düşüyorsa yapmaya hazırız." Dedi...
*
Trump’ın bu savaş ilanı niteliğindeki sözleri üzerine, olay henüz çok sıcak olup kimyasal silahı kimin kullandığına dair sağlam bir bilgi yokken, bu kadar aceleyle ve hem de bir tarafta Rusya ve İran varken “askeri müdahalede göreve hazırız” şeklinde açıklama yapılması, bu komşularımızla ilişkilerin bozulması pahasına bir savaş ilanı değilse nedir?.
*
Yoksa, Ümit Özdağ ve bazılarının ileri sürdüğü gibi, bu olay üzerine başlatılacak bir savaş, "hayır"ların önde gitmesi nedeniyle, 16 Nisan'daki referandumun iptali için bahane mi yapılacaktır?...
*
Çünkü Sarin gazı Suriye’de ilk kez kullanılmamaktadır...
Öyleyse, hem ABD’nin bu ani çıkışı ve hem de bizim bu celallenmemiz neyin nesidir?..
*
Daha önce de İsrail ve İngiltere Esad’ın kimyasal silah kullandığı iddialarını dile getirmiş, bunun üzerine Birleşmiş Miletlerce kurulan bağımsız araştırma komisyonu, yaptığı incelemelerden sonra, Suriye yönetiminin kimyasal silah kullandığına ilişkin henüz herhangi bir kanıt bulamadıklarını; ancak muhaliflerin Han el-Asel’de “sarin gazı” kullandıklarını tespit ettiklerini açıklamıştı...
*
Hatta, Amerikan araştırmacı gazeteciliğinin önde gelen isimlerinden Pulitzer ödüllü Seymour Hersh’ün imzasını taşıyan bir haber-analizde; gerçekleştirilen kimyasal silah saldırısının arkasında Türkiye’nin bulunduğu öne sürülmüş, saldırının sanılanın aksine Esad rejimi tarafından değil, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın bilgisi dahilinde, MİT ve Jandarma’nın desteğiyle İslamcı El Nusra Cephesi tarafından gerçekleştirildiği, amacın, ABD’yi Suriye’ye askeri harekat düzenmeleye zorlamak olduğu iddia edilmiş, Amerikalılar,  ‘gerçeği’ öğrenince Suriye rejimine karşı harekat düzenlemekten vazgeçtiği ifade edilmişti...
*
İş bununla da kalmamış, CHP İstanbul milletvekilleri Eren Erdem ve Ali Şeker, “Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca, Türkiye’de kimyasal silah üretildiğine ve bunun Suriye’ye nakledildiğine ilişkin olarak açtığı davanın iddianamesine dayanarak, “Türkiye’den IŞİD’e kimyasal silah olarak kullanılan Sarin gazı verildiğine ilişkin iddialarla ilgili basın toplantısı yaparak, bunun bir savaş suçu olduğunu” dile getirmişler ve iktidarın hedefi olmuşlardı...
*
Kaldı ki, Suriye yönetimi, işler kendi lehinde yürürken uluslararası bir müdahaleye meydan verecek bir kimyasal saldırıyı niye yapsın?..
*
Kısacası;
Suriye’de yaşanan kimyasal saldırıların böyle bir geçmişi varken, Rusya devlet başkanı Putin’in ifade ettiği gibi, tarafsız bir araştırma yapılmadan, şunu veya bunu suçlayarak askeri bir müdahale de bulunmak, yanlışa yanlışla müdahale etmek olacaktır...
*
Bu da olsa olsa, ya ABD’nin bölgede baştan beri gerçekleştirilemediği emelleri için girişeceği yeni bir denemenin bahanesi, ya da işleri bu noktalara getirenlerin suçluluğun telaşı olmaktan öteye bir anlam taşımayacaktır...
*
Lakin her ne sebeple olursa olsun, Suriye’ye yapılacak bir askeri müdahaleye Türkiye’nin de bulaştırılması halinde, telafisi mümkün olamayan kayıpların yaşanacağı apaçık ortadadır...
                                                                --0--

http://haber.sol.org.tr/toplum/suriyede-atilan-sarin-gazinin-kimyasallari-turkiyeden-gitti-133583

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder