30 Ekim 2013 Çarşamba


Ahmet Kaya’yı Dinlemek ve Ödül Vermek…

Ahmet Kaya, siyasi ve toplumsal içerikli lirik yapısı ile muhalif bir görüşü dile getiren müzik türü olan protest müziğin öde gelen temsilcisiydi.
Etkileyici sesi ve yorumuyla, müzik dünyasında farklı bir yeri vardı.
Zaman içinde, belli etnik gruplara yakın bir duruş sergilemiş, hassas bir dönemde, “Kürtçe” şarkı söyleyeceğini ilan edince de bir kesimin tepkisini çekmişti.
Böyle olunca da sadece müzisyen olarak değil, aynı zamanda “siyaset yapan” birisi olarak görülmeye başlanmıştı.
Kürtçe şarkı söylemesi, “siyaset yapmak” olmasa da, Kürt milliyetçiliği üzerinden siyaset yapanlara “iltifat” etmesi onun imajının böyle algılanmasında önemli rol oynamıştı.
Dolayısıyla, sevenleri olduğu kadar, sevmeyenleri de oldu.
Bunu anlayışla karşılamak gerekirdi.
Ancak, giderek öyle bir noktaya gelindi ki, onu dinliyor olmak etnik ayrımcılık yapılmasına destek vermekle eş anlamda görülmeye başlandı.
İşte bu son derece yanlış ve tehlikeliydi.
Sonuçta o bir müzisyendi, sesi ve söyleyişi güzeldi, beğenilmesi çok normaldi.
Dolayısıyla, onun türkülerini, şarkılarını dinlemek başka, belli bir kesime ait olmak, destek vermek başkaydı.
Ama böyle bakılmadı…
Türkülerini, şarkılarını beğenip, salt etnik milliyetçilere destek verdiğini düşünerek, dinlememek aslında iradeye ipotek koymaktı…
Ve birçok insan bunu yaptı…
Oysa bir yandan onun siyasi duruşunu eleştirip, diğer yandan müziğini dinlemek pek ala mümkündü.
Doğru olan da buydu…
Tersi, Rusları, Yunanları, İranlıları düşman görüp, edebiyatçılarının romanlarını, şairlerinin şiirlerini okumamaktan farksız sayılırdı.
Ki, bunun yanlış olduğu çok açıktı.
*
Bunda tereddüt yoktur!
Ne var ki, bu başka iş, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’nün  "Müziği, yorumu ve söylemiyle farklı görüşlerden çok sayıda insanı bir araya getirdiği” gerekçesiyle, müzik alanında merhum Ahmet KAYA’ya verilmesi başka iştir.
Nedeniyse, bizzat cumhurbaşkanlığının ödül verme gerekçesinde mevcuttur.
Cumhurbaşkanlığı ödülü, “müziği, yorumu ve söylemiyle farklı görüşlerden çok sayıda insanı bir araya getirdiği” gerekçesiyle verdiğini söylemekteyse de gerçek bunun tam tersi değil midir?
Zaman içinde, özellikle söylemiyle, bir etnik gruba yakın duruşuyla çok sayıda insanın tepkisini aldığı nasıl görmezden gelinebilir?
Hal böyle olunca, cumhurbaşkanlığınca verilen ödülün, ülkenin içinde bulunduğu sürece paralel, belli kesimlere hoş görünme çabası olduğunu söylemek yanlış bir değerlendirme olmasa gerektir.
Nitekim bu ödülün Ahmet Kaya’ya verilmesinin toplumun büyük çoğunluğunca yadırganmış olması da bunun böyle olduğunu ortaya koyan bir gösterge niteliğindedir.
Sonuç olarak, müziğini sevenlerin onu dinlemesine saygı duymak ayrı, seveni olduğu kadar sevmeyeni de olan birisini birleştirici gösterip ödüle layık görmek ayrıdır.
Özellikle ülkenin içinden geçtiği süreç dikkate alındığında bu ödülün verilmesi, oldukça manidardır.
Tabiri caizse, “sapla samanın” karıştırılması izlenimini vermektedir!..

Mustafa Tuğrul Turhan

 

 

 

 

 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder