22 Aralık 2013 Pazar

Ayıkla Pirincin Taşını...

Yeni CHP’de Mustafa Sarıgül’ün İstanbul ve Mansur Yavaş’ın Ankara için adaylıkları nihayet kesinleşti...
Hiç beklenmiyordu doğrusu, bayağı bir sürpriz oldu (!)
Şaka bir tarafa, aslına bakılırsa bu son gelişme, başkalarını eleştiren CHP’nin içinde de demokrasi olmadığını, genel başkan ve yanındakiler ne derse, parti meclisinin ve merkez yürütme kurulunun aynen onayladığını da bir kez daha ortaya koymuş oldu...
Sarıgül’ün partiye dönüş sürecinde, çiçeklerle ayağına gidildi, Ankara’ya gelince genel başkan otelde kahvaltı vererek dilekçesini aldı ve parti meclisi de ne oluyor demeden bu dönüşü onayladı...
Benzer girişimler ve aynı onaylama biçimi, Mansur Yavaş’ın adaylığı sürecinde de yaşandı...
Bu durumda o parti meclisi, “aferin takım” denilmeyi hak etti...
Bu işlerde, yükselen bir iki aykırı ses değil, sonuç önemli olduğuna göre demek ki Yeni CHP, “cemaat” destekli Sarıgül’ü ve MHP kökenli Mansur Yavaş’ı can simidi olarak gördü...
E ne diyelim memlekete hayırlı uğurlu olsun (!)
*
Yeni CHP böylece yeni yüzü de açıkça ilan etmiş oluyor...
Sağın oylarına göz diktiğini, bunu başarmak için de taktik adı altında dümeni sağa ve cemaate doğru kırdığını, ABD ile sıkı fıkı olup, ılımlı CHP olduğunu gösteriyor...
Dikkat edilirse, şu son yolsuzluk operasyonunda bile cemaate tek laf edilmiyor...
Daha düne kadar, vesayet altında olduğunu söyledikleri yargıya ve savcılara şimdi toz kondurulmuyor...
AKP’yi eleştirirken, yargıda bir vesayet yokmuş, başbakan’ın tabiriyle bir “paralel yapı” yokmuş gibi yapılıyor...
Birilerini ürkütmemeye çalışılıyor...
*
Bu tablo da başbakana, demagoji yapma ve içinde bulunduğu zor durumu, propagandaya çevirme fırsatı veriyor...
Ne diyor başbakan?..
Bir zamanlar “o yollarda beraber yürüdükleri” can yoldaşı tarikata, AKP’nin Türkiye’yi dini referanslara göre yönetmeye çalıştığını söyleyip, laik cumhuriyete sahip çıkma iddiasında olanların bile diyemedikleri ağır ifadelerle yükleniyor...
"Dindar kisvesi altında bazı zavallı örgütleri taşeron olarak kullanıp, maşa olarak kullanıp, benim bu güzel ülkemde kaos oluşturmak istiyorlar. Millet bu ittifakı da bozar. Bu kirli ittifakları defalarca bozdunuz, bundan sonra da bozacağınıza inanıyorum. Biz sizin hükümetiniz olarak, milletin hükümeti olarak, bu uluslararası karanlık çevrelere karşı, devletimizin içine sızmış paralel devlet arayışındaki örgüt ve çetelere karşı mücadele vermeye devam edeceğiz"
"Şimdi de devlet için de paralel devlet kurma gayreti içerisine girenlerin çabasını da görüyoruz. Paralel devlete izin vermeyeceğiz.
"Devlet içine sirayet eden çetelere hem de onların efendilerine bu millet cevabını çok sert bir şekilde verecek.”
"İstedikleri kadar tehditler savursunlar, istedikleri kadar şantaja, provokasyona başvursunlar asla bu tehditlere, bu şantajlara boyun eğmeyeceğiz"
“Artık ahlak sınırlarını aşmış tipler türedi bu ülkede. Bu çeteler bu tür örgütler nasıl mafyayı çökerttiysek bu çeteleri de çökertmiştik ama bunların şekli farklı. Şimdi bunlara geldi sıra, bunları da çökerteceğiz. Artık nereden gelirse gelsin, rengi ne olursa olsun asla bu konularda taviz yok.” Diyor...
Esas olan, devletin içindeki o paralel yapıyı kendilerinin oluşturduğu gerçeği olsa da, her zamanki pişkinlikle, üste çıkmaya çalışıyor ve görünen o ki, kendi tabanında başarılı da oluyor...
Hemen arkasından Yeni CHP’yi ve muhtemelen bir büyükşehir adayını kastederek, “CHP, eğer yolsuzluk arıyorsa geçmişine baksın. CHP yolsuzluk görmek istiyorsa yanı başındakilere baksın. CHP genel müdürü, yolsuzluk görmek istiyorsa dosyasını raftan indirdiği şimdi de aday yapmaya gayret ettikleri kişilere baksın." Diyor...
Ve "Nerede çete varsa, nerede kirli örgüt varsa CHP'yi onun yanında bulursunuz. Onun arkasında bulursunuz. Şu anda da yıllardır hakaret ettikleri bu çetenin arkasında saf tuttular. Şimdi bu kirli örgütün arkasında vagon oldu. Benim milletim bu fırsatçılığı affetmez. Benim milletim bu kirli ittifaka geçit vermez" diye ekleyerek, demagojiyle siyasi manevra yapıyor...
Muhalefetin, çok çok “okyanus ötesi” sözleriyle güya eleştirmeye çalıştığı birilerine, başbakan “çete” diyebiliyor...
Ve Yeni CHP’yi bu “çete” ile ittifak içinde olmakla suçluyor...
Tabanının çok hassas olduğu ve bir süredir endişeyle izlediği bir konuda CHP’yi zora sokmaya çalışıyor...
Ve ne yazık ki, ona bu fırsatı CHP fazlasıyla veriyor...
Hal böyle olunca da ister istemez akıllara “söyleyene değil, söyletene bak” özdeyişi geliyor...

Mustafa Tuğrul Turhan


1 yorum:

  1. Bir Siyasi Parti yetersiz ve tutarsızsa istediği kadar futbol takımı gibi transfer yapsın... Yenilgiden kurtulamaz ... Hele bir de lider parti meclisini dinlemezse onlara hükmederse seçimde işi biter ... Yazık oluyor CHP'ye küçük parti olma yolunda hızla ilerliyorlar !!!

    YanıtlaSil