22 Ocak 2014 Çarşamba

İfrat, Tefrit

Öyle hızlı yaşıyoruz ki, çoğu olayı unutmamak elde değil...
Unutulmaya yüz tutanlardan birisi de Ergenekon Davasına monte edildiklerinde, eski Genel Kurmay Başkanı İlker Başbuğ’un ve kuvvet komutanlarının Yüce Divanda yargılanma talebi...
Bu talep, “mademki askeri görevler ifa ettiğimiz sırada silahlı örgüt kurmakla suçlanıyoruz, o halde bu bir görev suçudur ve son yapılan Anayasa değişikliğine göre Yüce Divanda yargılanmamız gerekir” savına dayanmaktaydı ve aslında çok da haklı bir değerlendirmeydi...
Ancak talebin yapıldığı zamanda Anayasa değişikliğini uygulamaya sokacak olan uyum yasası henüz çıkmamıştı...
Ve bu talebin karşısında olanlar, “hükümeti devirmek amacıyla silahlı örgüt kurmak askeri bir görev değildir” mealinde bir gerekçeyle, bunun bir görev suçu olmadığı cihetle uyum yasası çıkmış olsa bile Yüce Divanda yargılanmalarının mümkün olmadığını söylüyordu...
Ve nihayet aleyhte olan bu kanaat ağır basınca ve uyum yasası çıkartılmayınca eski kuvvet komutanları ve Genel Kurmay Başkanı, Yüce Divanda değil, özel yetkili mahkemelerde yargılandı...
*
Özel yetkili mahkeme kararını verdikten sonra, diğer bir deyişle iş işten geçtikten sonra AKP hükümeti şimdi bu uyum yasasını çıkartmaya soyundu...
Moda tabirle, “zamanlama manidar.”
Öyle ya, “düğün değil bayram değil eniştem beni niye öptü”
Nedeni çok açık...
Dertleri, Anayasa değişikliğinin gereğini yapmak filan değil...
Dershane meselesiyle başlayan kapışma sonrasında, yetkili ağızlarca bilerek ve isteyerek söylenmiş olan “orduya kumpas kurulması” işinin cemaat tarafından yapıldığı taktiğini uygulamaya devam etmek...
HSYK' da istedikleri değişiklikleri yapmalarının zaman alacağını ve dolayısıyla yeniden yargılama işinin de, ha deyince olmayacağını görünce, bu uyum yasasını çıkartarak hiç değilse eski Genel Kurmay başkanı ve kuvvet komutanlarının Yüce Divanda yargılanmalarını sağlayarak, toplumun gazını almak istiyorlar...
HSYK değişikliğine direnen muhalefetin buna karşı çıkmayacağını biliyorlar...
Hesap bu...
*
Lakin her zaman olduğu gibi yine bir uçtan bir uca savruluyorlar...
Önce, davalar görülürken bu taleplere kulak tıkıyor, isteseler bir gecede çıkartabilecekleri yasayı ağızlarına bile almıyorlar, şimdi bir an önce çıkarma telaşına düşüyorlar...
Uyum yasası taslağının içeriğinde de böyle yapıp, ifrattan tefrite gidiyorlar...
“Askeri mahkeme ne demek, askerler de sivil mahkemelerde doğrudan yargılanmalı” deyip, soruşturulmalarının ve dolayısıyla yargılanmalarının kolaylaştırılmasını savunurken şimdi, Genel Kurmay Başkanı ve kuvvet komutanları hakkında soruşturma yapılmasını zorlaştırmak için kılıf hazırlamaya çalışıyorlar...
Genel Kurmay Başkanı ve kuvvet komutanları hakkında soruşturma yapılabilmesi için Başbakandan izin alınması zorunluluğu getiriyorlar...
Başbakan izin vermediğinde Cumhurbaşkanına itiraz edilmesini hükme bağlamak istiyorlar...
*
İlk bakışta, ne var bunda 4483 sayılı Yasa uyarınca memurlar hakkında bile soruşturma yapılabilmesi için atamaya yetkili amirin izni gerekirken, koskoca Genel Kurmay başkanı ve kuvvet komutanları için bu düzenlenmenin yapılması çok mu denilebilir...
Ancak, işin aslı hiç de böyle değildir...
Memurların yargılanmalarını “özel koşullara” bağlayan söz konusu yasa, kimilerince dokunulmazlık sayılarak, eşitlik ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle tartışılsa da, hiç değilse soruşturma izninin verilip verilmemesini “yargısal bir sürece” tabi kılmıştır...
Savcılık, bir memurun suç işlediğine dair ihbar aldığında derhal o memurun bağlı olduğu makamdan soruşturma izni istemekte, atamaya yetkili amir, konu hakkında doğrudan değil, bir ön inceleme yaptırdıktan sonra kendisine sunulan rapora göre soruşturma izni vermekte veya vermemektedir...
Ancak her şey burada bitmemekte, soruşturma izni verilmezse Savcılık, verilirse de hakkında soruşturma izni verilen memur bu karara karşı ilgili idare mahkemesinde itiraz etmekte, mahkemenin vereceği karara göre işlem yapılmaktadır...
Kısacası, soruşturma izni verilip verilmemesi her halükarda “yargının denetimine” tabidir...
AKP hükümetinin şimdi çıkarmayı planladığı uyum yasasında öngörülen soruşturma izniyse, yürütmenin başı olan başbakanın iki dudağı arasındadır...
Başbakan’ın vereceği karara karşı itiraz merci de “yargı değil”, yürütmenin bir diğer başı olan Cumhurbaşkanıdır...
Yani, taslakta öngörülen soruşturma izninin yargısal bir denetimi söz konusu bile değildir...
Başbakan izin vermiyorum deyince, Cumhurbaşkanının hem ona ters düşmek istemeyeceği, hem de başbakanın izin vermediği bir üst komutan hakkında soruşturma açılmasına neden olmaktan rahatsızlık duyabileceği dikkate alındığında, soruşturma açılabilmesinin neredeyse imkansız olacağı veya bunun tam tersinin yaşanacağı açıktır...
AKP, orduya “kumpas” konusunda topu cemaatin üstüne atıp, bazı çevrelere şirin görünme taktiği uygularken, ifrattan tefrite savrulmaktadır...
Oysa bunlar son derece önemli konulardır; muhalefet partilerinin mevcut konjonktürün etkisinde kalmadan, Genel Kurmay Başkanı ve kuvvet komutanları için yapılacak özel düzenlemenin, hukukun evrensel ilkeleri çerçevesine oluşması için çaba göstermeleri gerekir...
Zira bu ülke ne çekmişse böyle olağan dışı dönemlerde çıkartılan, özel yasalardan çekmiştir...

Mustafa Tuğrul Turhan


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder