23 Ocak 2014 Perşembe

Kalabalıklar Yargının Yerine Geçerse...

Bir taraftan kuvvetler ayrılığı diyoruz, öbür taraftan yasalar çıkartarak, yargıçları, savcıları değiştirerek yargıya müdahale ediyoruz...
Bu, başbakanın deyimiyle söylemek gerekirse “ananas cumhuriyetinde” bile olmaz...
Olursa, orada ne demokrasiden ne de hukuktan söz edilebilir...
*
Aslında bizde hadise budur...
O nedenle her şey birbirine karışmışken fikir yürütmek de kolay değildir...
Bırakın işler kendi mecrasında yürüsün desen, birileri yargıdaki, emniyetteki  “çete” ne olacak diye soracaktır...
Yargıdaki, emniyetteki  “çeteyi” dağıtın desen, birileri sen de mi AKP’den yanasın diyecektir...
*
Ortada çok açık bir “aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık” durumu vardır...
Ne olacak öyleyse, herkes lanet olsun deyip kenara mı çekilecektir?
Elbette değil, mutlaka bir şeyler yapılacaktır...
Ama bunlar, takım tutar gibi duygusal davranışlar olmamalıdır...
Şimdi, her zamankinden daha çok sağduyulu olmanın, aklıselim ile hareket etmenin ve en önemlisi evrensel hukuk ilkelerine sarılmanın zamanıdır...
*
O Halde, yargısal meseleler yargı mecrasında çözülmelidir...
Olağanüstü dönemden geçiyoruz denilerek, siyasetin yargıya müdahalesine, özellikle de evrensel hukuk ilkelerinden uzaklaşarak yapacağı müdahalelerine sessiz kalmak, işlerin daha da karışmasına yol vermek olacaktır...
Mevcut CMK’da yer alan yeniden yargılama hükümlerine işlerlik kazandırılmalı Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru ve nihayet AHİM’e gitmek hakları sonuna kadar kullanılmalıdır...
Evet, geciken adalet adaletsizliktir, ancak her şeye rağmen hukuka ve adalete güvenmekten başka yol da yoktur...
*
Onca yolsuzluk operasyonu yapılmış, evlerde bulunan dolarlar havada uçuşmuş ama başbakan çıkıp, “millet git derse git derse gideriz, seçimle geldik, sandıkta görüşürüz” diyebilmiştir...
Her türlü suç gibi yolsuzlukların soruşturulacağı yerde yargıdır...
Yargı dışında merciler aramak, onları ön plan çıkartmak, bakın çoğunluk bizim arkamızda diyerek sandığı yargının yerine koymak, “en az” yargıda “çeteleşmek” kadar tehlikelidir...
*
Ne yazık ki bugün, bu tehlikeye kapıları açan ve prim veren sadece başbakan da değildir...
Şike davasında ceza alan Fenerbahçe başkanı Aziz Yıldırım’ın ülkeye dönüşünde yaşananlar, konuşulanlar ve yazılanlar, pek çok insanın olaylara başbakan’ın mantığından pek de farkı bakmadığını göstermektedir...
Yıldırım’ı karşılayan kalabalık Fenerbahçe taraftarına bakarak kimileri, Aziz bey’i çoktan beraat ettirmiştir...
Bırakın Fenerbahçe’nin taraftar ve yöneticilerini, yılların gazetecisi Yalçın Doğan bile bugünkü yazısında, “Yargıtay mahkum etmiş ne olacak, ben Beşiktaşlıyım, benim gibi, kamuoyu vicdanı onu çoktan aklamış” diyebilmiştir...
*
Öyleyse eğer, başbakan sandıkta görüşürüz dediği için neden eleştirilmektedir...
Arkalarında kalabalıklar olanlar beraat etmiş olacaksa, yolsuzlukların da sandıkta aklanmasında ne sakınca vardır?
Böyle bakılacaksa, kapatın mahkemeleri, sorun bütün mahkumların ailelerine, yakın akrabalarına görürsünüz herkes suçsuz çıkacak, beraat edecek, zindanlar boşalacaktır...
 *
Olağanüstü dönemler yaşanıyor olması, yargı işlerinin yargı mercilerinden başka çözüm yerinin olmadığı, her şeye rağmen adalete güvenmekten başka çarenin de bulunmadığı gerçeğini unutturmamalıdır...
Aksi, sandıkta görüşürüz demektir!

Mustafa Tuğrul Turhan



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder